3.2. Türkiye Emek Piyasasında Çift Yönlü Uyuşmazlık ve Mezun Rekabeti
Yükseköğretim kurumlarındaki kontrolsüz kontenjan genişlemesi, mezun sayısının emek piyasasının emilim kapasitesini aşmasına yol açarak üniversite mezunları arasında sert bir rekabet ortamı yaratmaktadır. Nitelikli istihdam alanlarının sınırlı kaldığı ekonomik konjonktürde, üniversite mezunları sahip oldukları eğitim düzeyinin altında vasıf gerektiren işleri kabul etmek zorunda kalmakta veya öğrenim gördükleri alanın tamamen dışında istihdam edilmektedir [4]. Bu durum, yalnızca bireysel gelir beklentilerini düşürmekle kalmayıp, hem aşırı eğitim hem de alan uyuşmazlığının eş zamanlı yaşandığı tam uyuşmazlık riskini kayda değer biçimde tırmandırmaktadır [4].\n\nUluslararası deneyimler, yükseköğretime kayıtlardaki hızlı artışın piyasanın ihtiyaç duyduğu niteliklerle örtüşmediği durumlarda yapısal mezun işsizliğinin kalıcı hale geldiğini göstermektedir [1]. Özellikle dijital beceriler, teknik uzmanlık ve sektörel yetkinliklerin müfredatla bütünleştirilememesi, diplomalı işgücünün verimlilik potansiyelini zayıflatmaktadır [1]. Türkiye bağlamında yapılan incelemeler, teorik bilgi aktarımının pratik işyeri deneyimiyle dengelenemediği programlarda mezunların istihdama geçiş süreçlerinin uzadığını ve mesleki beceri açığının derinleştiğini ortaya koymaktadır [5]. Bu çerçevede, kontenjanların yalnızca bölgesel talep veya kapasite artırımı gerekçesiyle değil; sektörel dinamikler, işyeri temelli öğrenme olanakları ve uzun vadeli istihdam projeksiyonları doğrultusunda yeniden yapılandırılması zorunlu bir gereklilik haline gelmektedir.