3. SGK Bütçe Dengeleri ve Aile Hekimliği Hizmetlerine Erişim Analizi
Sosyal güvenlik sisteminin kurumsal ve mali yapısı, birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin sürdürülebilirliğinde belirleyici bir işlev görmektedir. Katkı ve yarar dengesine dayanan dağıtım yöntemi ile fon biriktirme temelli kapitalizasyon yaklaşımları, kamu sigortacılığının mali dengesini şekillendirmekte ve artan finansman açıkları kamusal sağlık harcamalarının sınırlandırılmasına yol açmaktadır (Sosyal Güvenlik Hizmetlerinin Finansman Yöntemleri: Türkiye’de ve Dünyada Sosyal Güvenliğin Finansmanına Kısa Bir Bakış, 2018). Bu durum, genel sağlık sigortası kapsamı genişletilse dahi kaynak tahsisinde yaşanan daralmaların koruyucu hizmetler aleyhine sonuç doğurmasına neden olmaktadır. Nitekim Türkiye’de gerçekleştirilen sağlık reformları kapsam genişlemesi sağlarken, özel seçeneklerin ve piyasa mekanizmalarının sisteme eklemlenmesi kamu kaynaklarının dağıtım önceliklerini dönüştürmüştür (Universal Health Coverage with Private Options: The Politics of Turkey’s 2008 Health Reform, 2023). Kamu ve özel aktörlerin bir arada bulunduğu bu yapıda, yetersiz kalan kamu yatırımları özellikle kırsal ve düşük gelirli kesimlerin kapsamlı birinci basamak hizmetlerine erişimini kısıtlamaktadır (Financing Primary Healthcare for Rural Areas, 2020). Teorik düzeyde dağıtım yönteminin oluşturduğu mali yükler ile uygulamadaki piyasalaşma pratikleri karşılaştırıldığında, kamu bütçesindeki kısıtların aile hekimliği birimlerinin operasyonel kapasitesini zayıflattığı görülmektedir. Özel sektörün büyümesi ve SGK bütçe açıklarının derinleşmesi, birinci basamakta koruyucu hekimlik yerine tedavi edici hizmetlerin payını artırarak toplumsal eşitliği zedelemektedir. Bu çerçevede, sağlık sisteminin mali sürdürülebilirliği güvenceye kavuşturulmadan birinci basamağın kapsayıcılık hedefine bütünüyle ulaşılması mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla aile hekimliği modelinin başarısı, yalnızca mevzuat düzeyindeki kapsayıcılıkla değil, birinci basamağa tahsis edilen fonların güçlendirilmesi ve kırsal hizmet sunumundaki yapısal eşitsizliklerin giderilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.